
Travestilik bir transgender türüdür ve sıkça transseksüellikle karıştırılır. Transseksüel, belirli bir cinsin fiziksel karakteristikleri ile doğduğu halde duygusal ve psikolojik anlamda kendisini diğer cinse ait hisseden kimsedir.[2] Erkek ya da kadın transseksüeller cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmeden önce genellikle bir süreliğine karşı cinsin kıyafetlerini giyerler.Travestilik bir cinsel yönelim değildir. Bir travesti heteroseksüel ya da eşcinsel olabilir

Gay, lezbiyen, biseksüel ,travesti ve transseksüellerin haklarını savunan SPOD, Meclis komisyonuna, ‘Kimliğimizi gizlemezsek iş bulamıyoruz. Açığa çıkınca atılıyoruz’ diye dert yandı, öneri paketi sundu
Türkiye Barış Meclisi, anayasa değişikliğini içeren 12 Eylül referandumunun toplumda kutuplaşmaya ve kırılmaya yol açtığını savunurken, tutuklu milletvekilleri için Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun devreye girmesi gerektiğini kaydetti. Gay, lezbiyen, biseksüel ve transseksüellerin haklarını savunan Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği ise, TBMM’ye “Kimliğimizi gizlemezsek iş bulamıyoruz. Açığa çıkınca atılıyoruz” diye dert yandı.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu bünyesinde kurulan Sivil Toplum Kuruluşları Vakıflar ve Cemaatler Alt Komisyon, basına kapalı olarak yaptığı görüşmede Dernek Başkanı Sedef Çakmak, özellikle iş bulmadaki sorunlardan yakınarak, “Yaşlanınca büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Kimliklerimiz gizlemeden iş bulamıyoruz. Ortaya çıkınca atılıyoruz” dedi. Derneğin komisyona sunduğu 14 maddelik öneri paketinde özetle şunlar yer aldı:
Kendimizi gizlemezsek asla iş bulamıyoruz
Gay, lezbiyen, biseksüel ve transseksüellerin haklarını savunan SPOD, Meclis komisyonuna, ‘Kimliğimizi gizlemezsek iş bulamıyoruz. Açığa çıkınca atılıyoruz’ diye dert yandı, öneri paketi sundu
Türkiye Barış Meclisi, anayasa değişikliğini içeren 12 Eylül referandumunun toplumda kutuplaşmaya ve kırılmaya yol açtığını savunurken, tutuklu milletvekilleri için Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun devreye girmesi gerektiğini kaydetti. Gay, lezbiyen, biseksüel ve transseksüellerin haklarını savunan Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği ise, TBMM’ye “Kimliğimizi gizlemezsek iş bulamıyoruz. Açığa çıkınca atılıyoruz” diye dert yandı.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu bünyesinde kurulan Sivil Toplum Kuruluşları Vakıflar ve Cemaatler Alt Komisyon, basına kapalı olarak yaptığı görüşmede Dernek Başkanı Sedef Çakmak, özellikle iş bulmadaki sorunlardan yakınarak, “Yaşlanınca büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Kimliklerimiz gizlemeden iş bulamıyoruz. Ortaya çıkınca atılıyoruz” dedi. Derneğin komisyona sunduğu 14 maddelik öneri paketinde özetle şunlar yer aldı:
-ÖNYARGISIZ YAZILMALI: Ülkemizde hâlâ varlığını güçlü bir biçimde sürdüren, eşcinselliğin hastalık olduğuna yönelik kanı yanlış bilgi ve önyargılardan kaynaklanmaktadır.
-TÜM KESİMLERİ KAPSAMALI: Anayasa yazım süreci başından sonuna dek zamanındalık, kapsayıcılık ve şeffaflık ilkelerine uygun olarak yürütülmeli ve süreç içerisinde sivil toplum kuruluşlarından alınan görüşlere dair gerekçeli geri bildirim mekanizması oluşturulmalıdır.
-LAİK VE HUKUK DEVLETİ: Ülkemizin yeni anayasasının devletin demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti niteliğini gerçek anlamda hayata geçirmeye imkan veren bir ruh taşıması gerektiğine inanmaktayız.
-CİNSİYET EŞİTLİĞİ: Yeni anayasa cinsiyetlerarası eşitlik idealine dayalı olmalı, “Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ibareleri açıkça yer almalı.
-GENEL AHLAK OLMASIN: Genel ahlak gibi soyut kavramları içermemeli. Yeni Anayasada Temel Hak ve Özgürlükler; “genel ahlak”, “adap”, “kamu düzeni” gibi referanslarla sınırlandırılmasına imkan veren ibareler bulunmamalıdır.
-ÖZEL HAYAT DOKUNULMAZDIR: Özel hayatın dokunulmazlığı güvence altına alınmalı. Devlet değil yurttaş odaklı bir anayasa için özel hayatın dokunulmazlığının garanti altına alınması zaruridir.
-AYRIMCILIK OLMASIN: Mülteci ve göçmenlere ayrımcılık olmamalı. Yurttaşlar kadar sığınmacı, mülteci ve göçmenlerin hakları da anayasada güvence altına alınmalıdır
.jpg)
Obama’nın eşcinsellere verdiği destek, gözleri onlara tanınan haklara çevirdi. Afrika ve Ortadoğu’da baskı hâkim. Türkiye’de de durum hiç parlak değil.
ABD Başkanı Barack Obama, diplomaside ‘soft power’ı yani ‘yumuşak gücü’ eşcinseller için de devreye soktu. Yurtdışındaki temsilciliklerine resmi genelge gönderen Obama, bu ülkelere yapılan yardımların ‘lezbiyen, eşcinsel, biseksüel ve transseksüellerin’ (LGBT) korunması için kullanılması’ talimatını verip, aksi halde yardımların kesileceğini duyurdu. Obama’dan önce ekimde de İngiltere Başbakanı David Cameron ‘eşcinsel ilişkinin yasaklandığı’ ülkelere yardımı keseceğini açıklamış, ilk cezayı da Malavi’ye kesmişti. Cameron’un yardımları kestiği Malavi, yılda yaklaşık 200 milyon dolar yardım aldığı ABD’nin tehdidinden sonra eşcinsellere yönelik tutumunu yeniden gözden geçireceğini açıkladı. Fakat Obama’nın uyarısını içişlerine müdahale olarak gören Uganda’nın tepkisi sert oldu. BBC’ye konuşan Uganda Başkanlık Danışmanı John Nagenda, “Amerikalılar bize ne yapmamız gerektiğini söyleyebileceklerini sanıyorlarsa, cehenneme kadar yolları var” diye çıkıştı.
‘Sorma, söyleme’
ABD’nin eşcinsellere destek çıkışı zamanlama olarak dikkat çekici. Aralarında New York, Washington, Massachusetts ve Connecticut’ın olduğu altı eyalet dışındaki federal yönetimlerde eşcinsel evlilikleri hâlâ yasak. Henüz kendi sınırlarında eşcinsellere eşit haklar tanımaması bir yana, ABD yönetimi, ordudaki askerlerin cinsel eğilimlerini saklamalarına yol açan 1995 tarihli ‘Don’t ask, don’t tell’ (Sorma, söyleme) yasasını da 18 yıl sonra, 20 Eylül 2011’de yürürlükten kaldırabildi. Yasa, ordu mensuplarına cinsel tercihlerinin sorulmasını yasaklıyor ancak eşcinsel olduğu tespit edilenlerin orduda görev yapmasını da engelliyordu. ‘Demokrasi ihracatını’ gelenek haline getiren ABD’nin kendi topraklarında biraz geç de olsa attığı demokratik adımları, Irak ve Afganistan’da olduğu gibi top tüfekle ihraç etmek yerine, eşcinsel haklarının yok sayıldığı Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ‘soft power’ ile sunması gözden kaçmıyor. Bu ülkelerdeki durum da çok iç açıcı değil.
Ölüm yoksa baskı var
Eşcinsel ilişki, ABD yardımlarından en çok faydalanan Pakistan ve Afganistan’ın yanı sıra Batı’nın Afrika’daki müttefikleri Uganda, Nijerya, Kenya, Mısır ve Botsvana dahil toplam 75 ülkede yasadışı kabul ediliyor. Sudan, Moritanya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, İran ile Somali ve Nijerya’nın da bazı bölgelerinde eşcinsel olmanın yasal cezası ise ölüm. Birçok Afrika ülkesinde ölüm cezası olmasa da yapılan baskı çok acımasız. Son 10 yılda Afrika’da cinsel tercihleri nedeniyle saldırıya uğrayan en az 31 lezbiyen tecavüz edilip öldürüldü. Aralarında Malavi, Gana, Zambiya, Zimbabve, Özbekistan ve Singapur’un da bulunduğu birçok ülkede de eşcinsel ilişkiye girmek erkeklere yasakken kadınlar için yasal kabul ediliyor.
Güneyde ölüm kuzeyde evlilik
İran: Eşcinsel ilişkiye girmenin cezası idam. Transseksüellik, cinsiyet değiştirildiği takdirde yasal ancak toplumda hoşgörü ile karşılanmıyor. Aktivistler, 1979’dan bu yana 4-6 bin eşcinselin idam edildiğini belirtiyor. İdam korkusuyla İran’ı terk eden yüzlerce eşcinsel Türkiye’ye sığınıyor.
Uganda: ABD’nin yardımlarından faydalanan Uganda’da 2009’da eşcinsel ilişkinin ölümle cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı sunulmuş, tasarı mecliste reddedilmişti.
Nijerya: Eşcinsel ilişkiye girmek yasak. Şeriat yasalarının uygulandığı 12 eyalette eşcinsel ilişkiye girenler recm cezası ile karşı karşıya kalıyor.
Evlilik: Güney Afrika, Arjantin, Belçika, Kanada, İzlanda, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç ve ABD’nin bazı eyaletlerinde eşcinsel çiftler evlenebiliyor.
Evlat edinme: İsveç, İngiltere, Arjantin, Güney Afrika, Norveç, Danimarka ve İspanya gibi 14 ülkede eşcinsel çiftler evlat edinebiliyor.
‘Türkiye’de hoşgörüsüzlük var’
LGBT Topluluğu İstanbul Başkanı Şevval Kılıç: Türkiye’de eskisine göre daha rahat gösteri yapıyoruz. Ama 80’li, 90’lı yıllardan sonra trans cinayetlerinin en çok artış gösterdiği bir dönemdeyiz. İnceltilmiş faşizme doğru gidiyoruz. Kanuni haklarda tanınma yok. Trans cinayetleri de tanınmıyor. Pratik hayatın içinde ileriye gidilen hiçbir durum yok. Yeni hükümetle beraber dini konuların ön plana çıkmasıyla ayrımcılık ve hoşgörüsüzlük de başladı. Halkla ilgili bir sorundan çok devletin aldığı tavır rahatsız edici. Polis, 80’lerdeki gibi kovalamıyor ama Kabahatler Kanunu’nu bahane ederek LGBT üyelerine ceza keserek evlerine hapsetmeye çalışıyor. Özgürlüklerimizi bu şekilde kısıtlamak ağır bir cezadır. Yapılanlar insanları seks işçiliğine mecbur kılıyor.

541 günlük 'rekor' hükümet arayışı, ülkenin ilk eşcinsel başbakanı olan sosyalist Elio Di Rupo liderliğindeki kabinenin yemin etmesi ile çözüldü.
Belçika, 18 aydır süren müzakereler ardından nihayet yeni bir hükümete kavuştu.
Ülke, maraton görüşmeler sırasında, dünyanın 'emanetçi hükümet' ile en uzun süre yönetilen ülkesi durumuna gelmişti.
Varılan anlaşma doğrultusunda Elio Di Rupo, ülkenin son 30 yıldır ana dili Fransızca olan ilk başbakanı oldu.
Ülkede, Flamanca ve Fransızca konuşan halklar arasında denge kurulması son derece hassas bir konu.
Bu nedenle altı partiden oluşan koalisyon hükümetinde üyeliklerin iki dili konuşanlar arasında mümkün olduğunca eşit paylaştırılmasına gayret edildi.
Ayrıca bütçe ve göçmenlik konularında izlenecek siyasetler de uzun uzadıya tartışıldı.
Ancak en sorunlu mesele, Fransız ve Flaman toplumları arasında oy haklarının nasıl düzenleneceği oldu.
Düğümü euro krizi çözdü
Müzakerelerin çözüme kavuşturulmasında ise euro bölgesinde süregiden kriz etkili oldu.
Geçen hafta Belçika'nın kredi notunun A+'dan AA'ya indirilmesi, hükümetsizliğin daha fazla sürmemesi yönünde baskı unsuru yarattı.
Yeni Başbakan Di Rupo, ülke ekonomisini sağlam bir zemine oturtmak için tasarruf önlemleri alacağını söylüyor.
Hükümetin Flaman bölgelerinin ayrılma talepleri konusunda da siyaset belirlemesi gerekiyor.
Flaman bölgesinin en büyük partisi olan, ayrılma yanlısı NVA'nın yanı sıra Yeşillerin koalisyona katılmamış olması ise yeni hükümet açısından zaaf olarak görülüyor.
Di Rupo'nun 18 üyeli hükümeti, Brüksel'deki kraliyet sarayında düzenlenen törenle, Kral II. Albert önünde yemin etti. Di Rupo, yeminini ülkenin üç ana dilinde birden ederek (Flamanca, Fransızca ve Almanca) halkı kucaklayıcı bir mesaj verdi.
Normalde başbakanın sadece kendi ana dilinde yemin etmesi yeterli.
İtalyan göçmeni bir aileden gelen 60 yaşındaki Di Rupo ülkenin eşcinsel olduğunu kamuoyu önünde açıklamış olan ilk başbakanı. Kırmızı papyonu ile özdeşleşen siyasetçi, ayrıca ülkede 1974'ten bu yana iktidara gelen ilk sosyalist başbakan.
541 günde kurulabilen hükümet, daha önce Kamboçya'ya ait olan 182 günlük hükümet müzakeresi rekorunu açık farkla kırdı.
Belçika'nın 2010 Haziranı'ndaki genel seçimden bu yana hükümetsiz kalması, halkın bazı kesimlerinin siyasetçilere tepki duymasına neden oluyordu.
Siyasetçilere sorumlu davranmaları çağrıları yapılan gösteriler düzenledi.
Bazıları ise tepkilerini mizahi bir şekilde dile getirmeye yöneldi.
Bir grup, hükümet kurulana dek sakallarını kesmeyeceklerini açıklamıştı.

Polis şiddetine suç duyurusunda bulunan Pembe Hayat LGB Travesti üyeleri "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" ceza aldı.
Pembe Hayat Derneği üyesi Buse Kılıçkaya, Derya Tunç ve Naz Güdümlü'nün yargılandığı davada üç trans insan hakları savunucusu "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" cezalandırıldı.
Kılıçkaya, Tunç ve Güdümlü 19 Haziran 2010 gecesi araçları içerisindeyken, Ankara Esat Karakolu'na bağlı polisler tarafından gözaltına alınmış, ardından "Polise görev yaptırmamak için direnme", "hakaret" ve "kamu malına zarar verme" iddialarıyla haklarında dava açılmıştı.
Ankara Adliyesi 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava bugün karara bağlandı. Davayı, Kaos GL ve Pembe Hayat temsilcileri izledi.
Buse Kılıçkaya "Kamu malına zarar verme" suçundan beraat ederken, "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" beş ay hapis cezası aldı.
Derya Tunç "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaret"ten altı ay, Naz Güdümlü "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" bir yıl hapis cezası aldı. Tunç ve Güdümlü'nün cezaları beş yıl ertelenirken Kılıçkaya'nın cezası ertelenmedi. Karara itiraz süresi yedi gün olarak açıklandı.
"Suçunuz travesti olmak"
bianet'e konuşan Kılıçkaya kararın "trans insan hakları savunucularına yönelik bir durdurma taktiği olduğunu", söz konusu polislerden şikayetçiyken, hapis cezası aldıklarını anlattı.
"Aslında olay şöyle başladı. Polis keyfi uygulama yaptığı ve şiddet uyguladığı için biz polisten davacıydık. Polis bunu görünce onlar da davacı oldu. Bizimki reddedildi, onlarınki kabul edildi.
"Bu karar, polisten dayak yesen de, şiddet görsen de, kabahatler kanunundan ceza yesen de, insan olduğunu bile söyleyemediğin bir ortamın göstergesi."
Kılıçkaya olayın görüntülerinin kayıtlı olduğunu, görüntülerde polisin gözaltına alma nedeni olarak "travesti olmalarını" gösterdiğini söylüyor.
"Şaşırarak izlediğimiz bir karar. Her şey kamera kayıtlarında var. Devlet malına zarar vermekten ceza aldık, kayıtlarda polis devlet malı denilen şeyi kendisi düşürdüğünü ve davacı olmadığını söylüyor. Neden gözaltına alındığımızı sorduğumuzda polis suçumuzun "travesti olmak" olduğunu söylüyor.
"Ben o karakolda yapılan ihlallere yönelik üç yıldır rapor hazırlıyorum. Şimdi bu üç yılı üç aylık cezayla telafi ettiklerini düşünüyorum."
17 Mayıs 2010'da Pembe Hayat Derneği üyesi 5 trans insan hakları savunucusu yine şiddet kullanılarak Esat Karakolu'na bağlı polisler tarafından gözaltına alınmış ve trans insan hakları savunucularına dava açılmıştı, bu olay uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekmiş ve dava tek celse sürerek, trans insan hakları savunucuları beraat etmişlerdi. (ÇT)
bianet.org

Kaos GL Çarşamba Seminerlerinde LGBTT Hareketin Tarihin tanıklık ediyoruz. Elçin Kurbanoğlu ile birlikte 1970’lerden 2010’lara LGBT Hareketin tarihine yolculuk yapıyoruz. Dönüm noktaları, ortaklıklar, görüş ayrılıkları..
Aktivist ve akademisyen olan Elçin Kurbanoğlu ile kendi tarihimize tanıklık ediyoruz. Sadece geçmişi değil aynı zamanda LGBT Hareketin gündemini de tartışacağız. Pembe Hayat Derneği üyesi trans bireylere yönelik kötü muamele ve işkenceler, polise mukavemet iddiaları ve “Suçunuz Travesti olmak davası”nı gündemimize alıyoruz.
Kaos Kültür Merkezinde her hafta düzenlenen “Çarşamba Seminerleri” programında, Aralık ayının ilk seminerine, Qıjika Reş Dergisi Kolektifinden Ramazan Kaya katıldı.
14 Aralık Çarşamba akşamı, saat 18.30’da, herkesin katılımına açık yapılacak. Hem LGBTT Hareketin tarihini öğrenmek hem de “suçunuz travesti olmak” davasını tartışmak isteyen herkesi bekliyoruz.
Kaos GL, “ÇARŞAMBA SEMİNERLERİ”ni her hafta Çarşamba günleri, saat 18.30’da, Kaos Kültür Merkezi’nde düzenliyor.
Seminerleri bildiklerini gözden geçirmek, birlikte öğrenmek, öğrendiklerini paylaşmak için uzmanların katkılarıyla düzenleyen Kaos GL, program akışını çalışma ve mücadele alanlarından hareketle belirliyor.
Herkesi seminerlere katılmaya ve katkı koymaya davet eden Kaos GL, “Çarşamba Seminerleri”nin daha sonra bir akademiye (“Kaos Akademi”) evrilmesini planlıyor.

Modacı Hakan AKKAYA Hangi Erkekle Neden Erkek Erkeğe Dudaktan Öpüştü?
Caner Erdem yönetimindeki Show TV İç Yapımlar ekibi tarafından hazırlanan, tarzına güvenen ve giydiği her şeyi kendine yakıştıran hanımların, “En Şık” seçilmek için yarıştığı 100 bin TL büyük ödüllü programda.Ünlü Koreograf Uğurkan Erez’in danışmanlığında yapılan programın jüri üyeliğini ise, moda avcıları olarak tanınan; Barbaros Şansal, Ivana Sert ve Hakan Akkaya yapıyor.bu hafta yarışmacılardan deniz ilhan'a juri üyelerinden Modacı hakkan AKKAYA'nın Seni Sevmiyorum demesi üzerine. Deniz İLHAN'ın Hakan AKKAYA'ya tarzlarımız farklı... Çocukla Dudaktan Öpüşmen Gibi...
Moda Giyim Programı Bugün Ne Giysem ?
Caner Erdem yönetimindeki Show TV İç Yapımlar ekibi tarafından hazırlanan, tarzına güvenen ve giydiği her şeyi kendine yakıştıran hanımların, “En Şık” seçilmek için yarıştığı 100 bin TL büyük ödüllü programda.
Ünlü Koreograf Uğurkan Erez’in danışmanlığında yapılan programın jüri üyeliğini ise, moda avcıları olarak tanınan; Barbaros Şansal, Ivana Sert ve Hakan Akkaya yapıyor.
bu hafta yarışmacılardan deniz İLHAN'a juri üyelerinden Hakkan AKKAYA'nın Seni Sevmiyorum demesi üzerine.
Deniz İLHAN'ın Hakan AKKAYA'ya tarzlarımız farklı Çocukla Dudaktan Öpüşmen Gibi demesi üzerine hakan AKKAYA bir cevap bulamayınca.
ben Ninemle'de Dudaktan Öpüşüyorum Demek Zorunda kaldı...

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, ilk kez dünya çapında LGBT Travesti bireylerin........
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, ilk kez dünya çapında LGBT bireylerin haklarının ihlallerine karşı ayrıntılı bir rapor yayımladı ve ülkelerin kendi vatandaşlarını korumak için neler yapabileceğini belirten bir dizi öneri sundu.
Belgede yazılanlar arasında, dünya hükümetlerinin sık sık şiddeti ve cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı göz ardı ettiği de yer alıyor.
Rapor, dünya devletlerinin hangi yükümlülüklerinin olduğunun, bireylerin haklarının nasıl istismar edildiğinin, LGBT bireylere yönelik şiddet ve bazı devletler tarafından kabul edilen ayrımcı yasa ve uygulamaların olduğunun altını çiziyor